Değerli okuyucu. Biz bu sayfada bilgi ve dipnotlara önem verdik. Şekil yönünden eksikliliklerim için özür dilerim. Bilimsel bir eleştiri gelirse omu burada yayımlayacağımı söylüyorum.
Ateizim inançsızlık demektir. Materyalizmle aynı anlamdadır: Evren yani Kainat kendiliğinden uzun bir zaman içinde oluşmuştur. Bir sebebi ve yaratanı yoktur. İnsan doğar. Yaşar ve ölür. Toprak olur. Ahiret Cennet ve cehennem uydurmadır. Masaldır diye düşünüyorlar. Onlara göre ateizim/ materyalizm bilimlerin vargılarıyla daima güçlenir.Yaratılışı kabul edenlerin kanıtları bilimsel gelişmeler karşısında savunulamaz."
Ben psıkıyatrık bir hastayı Tıp Fakültesi norolojiye götürdüm. Kürsu başkanına götürdüm. Kendinden aşağı 4 adet akademisye(prof) vardı. 3 adet beyin filimi çektirdi. Bunlardan biri 3 boyutlu idi. Filimlerin raporları yazılınca yine aynı hocaya gittik. Baktı. "Beyninde bir bozukluk çıkmadı. Nörölojik bir sorunu yoktur." deyince şunu sordum:
"Beynin yapısı sizin sahanıza girer. Psıkiyatri beynin içinden anlamaz. Ve siz nörölojide son noktadasınız. Beynin yapısında bir bozukluk yoksa; akllın ve ruhun aleti olan bu beyin niçin sağlıklı çalışmıyor? Bu işten ne anladınız?".
Bir cevap veremeyince tekrar sıkıştırdım. Zorladım. hiç birşey diyemedi. Bu kadar gelişmiş mikroskop, filim, emar, EEG gibi son teknolojilere rağmen yapılmış şu beyinden, en son nokta olan nörölog bir şey anlayamıyorsa tabiat (doğa) beyni nasıl meydana getirebilir? kafa kendiliğinden nasıl meydana gelmiş olabilir. Ben bu hocanın ismini vermiyeceğim. Aynı soruların daha fazlasını İsmail Hoca'nın video konferanslarından alacağız.Belki yüzlerce videosu, bir çok kitabı, hatta tercümeleri vardır:
Prof Dr İsmail Hakkı Aydın

Beyin Cerrahı, Trabzon 1954
Çok acayıp doktor. Aşağıdaki videosunda geçen onlarca yerli ve yabancı bilim insaaanlarının doğum yeri doğum ve ölüm tarihlerini doğru şekilde aklında tutmayı başarmış. Muthiş bir hafıza. Hem hafız, Kuran alimi. hem beyin fizyolojisi, tıbbı biyokimya hattat... Bilmediği yok. Böylesini ne gördüm ne de duydum?. Aşağıdaki videosunda çok şey vardır.
AKILLI OLMAYAN MADDEDEN AKIL NASIL MEYDANA GELDİ?
İsmail hocaya göre Allah ilk olarak matematiği yarattı. Kamer suresi 39. ayet: "Biz her şeyi bir ölçüyle/hesapla yarattık" diyor. Çünkü her şey bir ölçüye (formüle) göre yaratılacak, şekillenecekti. Daha sonra zamanı ve en son maddeyi yarattı.

Beynimiz hakkında: İsmail hoca videosunda diyor ki: "İnsan beyni iki yümrüğümüz kadar; 1400-1500 gram ağırliğindadır. Yaratıcı onu bir çelik bir kap içine koymuşi, biz insanlara armağan etmiştir. Meltemsi bir yapısı vardır. İçinde 100 milyar nörön (sinir hücresi) ve 2,5 trilyon glia hücresi vardır". İsmail hoca 2026 videosunda glial hücre sayısının 1,5 trilyon olduğunu söyledi ve buna göre yazacağız. Aşağıda bir nörönün (sinir hücresinin) bir çok parçası olduğu görülmektedir.

İsmail Hakkı Hoca videosunds "Her insanın kafasında 100 milyar tane nörön, ayrıca 1,5 trilyon tane de glial hücre sığdırılmıştır. Bir su içmeye karar verdiğimizde bütün hücreler birlikte karar vermek için harekete geçerler. Adeta birbirlerine danışarak su içme kararını verirler. 1mm3 beyin dokusunda 200 milyar bağlantı vardır. Bir hücre 1 saniyede 1016 (= milyar kere on milyon bağlantı yapar). Sadece 1 saniyede" diyor. Konunun möleküler biyoloji ve tıbbi biyökimyasal yönü daha vardır. Onları da dinlemek için 1,5 saatlık videoyu izlemek gerekir.
İki yümrüğüm kadar bir çelik kap içerisinde yer alan beynin beslenmesi için her hücreye ayrı bir damardan kan yoluyla besinler gelir. Her hücrenin ayrı bir gelen yolu/damarı; bir de giden yolu/damarı var. Hiç bir hücrenin yolu diğerine karışmaz. Hoca'nın bu vidosunda yok amma bilmemiz gerekir. Şöyle ki:
Sinir Hücrelerinin Beslenmesi: Diğer hücrelerin beslenmesi kanla taşınan besinlerin hücrenin enerji santralı olan mitekondriumda oksijenle yakılması sonucu ortaya çıkan enerji ile sağlanır. Yapay zekadan aldığım bilgiye göre nörön ve glial hücreleri de, kanla taşınan glikozun oksijenle nörönlardaki mitekondriumda yakılarak beslenirler. O nedenle "Sinir sisteminin yakıtı glikozdur" derler. Şurası aklıma yatmıyor:
Bu kadar küçük bir kap içinde 100 milyar nöröna ve 1,5 trilyon glial hücrenin yolları birbirine karışmıyor? BurasınıAteist fizikçi Prof Kerem Can Koçak'tan dinlemek isterdim. O nedenle beyindeki kılcal damarlar tıkanırsa beyin hücreleri de ölür. İlgili/bağlı organlarda felç meydana gelir. Demekk ki beyin çok karmaşık bir yapıya sahiptir. Kendiliğinden oluşmaz.
Aşağıdaki şekilde de sinir hücreleri birbirine bağlananlar var.

Bir de glial hücre bağlantılarını gösterelim:

NOT: Yukarıya koyduğumuz hücre görüntüleri bana aittir. Hocamızın videosunda olmadıklarından, yanlışlığı varsa bana aittir. 30-40 yıl önce branş öğretmeni olmadığı için zaman zaman biyoloji, çevre ve insan derslerini okuttuğumuz olmuştur. Resim yeteneğim sıfır olduğundan bir öğrenciye tahtada çizdirip derse geçerdik. Biyoloji kolay ve zevkli geçerdi.
Beyin Nasıl Düşünür?
Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=gAAte0f5dOg&t=1358s
İsmail Hoca aşağıdaki Video'da: "Beyni anlamak kainatı anlamaktan zordur" diyor. Bu videonun 15 dakikasından sonra daha ayrıntılı bir şekilde aklın ve düşünmenin nasıl meydana geldiğini anlatıyor.
https://www.youtube.com/watch?v=fng_J2kHP2c
Şimdi bir biyokimya hocası olan Prof Dr İrfan Küfrevioğlu ateizmin çıkmazını şöyle anlatıyor:
https://www.youtube.com/watch?v=rSiJaiRWipA&t=510s
Bilindiği üzere üzere canlı madde biyolojinin konusudur. Biz de o sahanın bilim adamının videosunu koyduk.
Ey ateist: En büyük nöröloji hocaları beynimizin nasıl çalıştığını henüz açıklayamadılar. Mutasyonlarla (rastlantılarla) bu kadar karmaşık yapısı olan beyin kendiliğinden ortaya çıkmasını nasıl açıklayabilirsniz?
İnsanın Maymundan geldiğini doğrularsak dinsiz mi oluruz
Hayır. Allahu Teala insanı topraktan, har canlıyı sudan, cin ve şeytanı ateşten yarattığı Kuran'da anlatılıyor. "Kuran ve Bilim" konusunda bütün elementlerin hidrojennden meydana geldiğini kaynaklarıyla yazmıştık Dolayısıyla maymun da topraktan yaratılmıştır.. Bu videoda Prof dr İsmail Aydın Darvin'in Türlerin Kökeni" isimli kitabının 428 sayfsında: "Darvin İlk Hücreyi yaratan Allahtır" dediğini anlatıyor. İsmail Hoca Nörölojiyi çok iyi bildiği gibi, Kuran'ı da çok iyi bilmektedir. BİR ÇOK ATEİSTİN BİLDİĞİ GİBİ DARVİN ATEST DEĞİLDİR. İLK HÜCREYİ ALLAH'IN YARATTIĞINI İFADE ETTİ.
Hocanın videosunda yok ama, kanımca Yaratıcı o ilk hücrenin yazılımında/genetiğinde diğer kök hücrelerinin meydana gelmesini içerecek şekilde düzenlendiğini kabul etmek gerekir. İlk hücrenin genetiğinde (yazılımında) diğer kök hücreleri üretecek şekilde düzenlenme varsa diğer kök hücreler gelişebilir. Yoksa diğer hücreler meydana gelmezdi.
Charles Darvin 1908- 1882
Darvin'in "İNSAN AKLI VE GÖRME" yi hatırlayınca aklım karışıyor" dediği söylenir.
Burada Prof Dr Meliha Terzioğlu'nun Ankara Milli Kütüphanesindeki "Fizyoloji Ders Kitabı" nın Görme Duyusu konusunda okuduğum şu tesbitini (saptamasını) hiç unutmadım:

"İnsan aklı ancak Yaratanı tarafından anlaşılabilir. Kıyamete kadar hiç bir zaman kendi kendini anlayamayacaktır". İşte bilim adamı. Bilim ödülü de alan Terzioğlu Hoca'nın İst. Cerrah Paşa Tıp Fakültesinde kendi adına bir anfisi vardır.
Değerli okuyucu: televizyon ve telefonu hepimiz kullanıyoruz. En çok kulanıyoruz amma uzaktaki ses, konuşma ve görüntüerin cep telefonumuza nasıl geldiğini hiç kimseden duymadım. Çok uzak yerden elektrik hızında telefonumuza, televizyonumuza geliyor. Uzak yerdeki bu görüntü, video ve konuşmalar telefonumuza ve tevizyonumuza taşıyan elektromanyetik dalgalarldır. Yedek subay okulunda muhabere albayının yaptığı açıklamalar aklımdan hiç çıkmaz. Bu elktromanyetik dalgalar yılan gibi elektrik hızında ilerler. Şöyle:
![]()
Peki. Niçin Göremiyoruz: Gözümüz ses ve görüntü taşıyan bu dalgaları görebilseydi, o taktide birbirimizi göremeyecektik. Her taraf o dalgalarla dolu olduğundan arkayı göremeyecektik. Bu dalgalar bu kadar önemli iş görüyorlar amma kimse ne soruyor, ne de bahsediyor? Bir kısım bilim adamları: "Kim yarattı?" demezler. "Nasıl oluştu?" derler. Çünkü "kim yarattı?" sözcğü Yüce Yaratıcı'yı hatırlatır. Bilim adamları arasında ateistler azdır amma, sesleri çok çıkıyor.
Eğer Allau Teala bu dalgaları yaratmasaydı ne bu dalgalar; ne de radyo, telefon ve televizyonlar olmazdı. Biz malesef elektriği Faraday ( 1867-1791) ve Edison'dan (1847- 1931); radyo, televizyon ve telefonu bulanlaradan biliyoruz. Türkiye'de bilim felsefesi yoktur. Veya yanlış yapılıyor.. Çünkü pozitivizm bizi uyuşturdu. Morfinleştirdi,
Bilimin Felsefesini yapmakta çok becereikli br din bilgini ve düşünür olan Bediuz zaman'a öğrenciler soruyorlar:
"- hocam diyorsunuz ki, bütün bilimler bizi Allahu Teala'ya götürür. Amma hocalarımız Allah CC den hiç bahsetmiyorlar"
" Siz o öğretmenleri değil okuduğunuz dersleri iyi öğrenin. O dersler sizi Allah'a götürür". Evet özellikle fen bilimlerinin her cümlesi bizi Allah'ı hatırlatır.
İZAHI: Tıp fakülersinin nöröloji profösörleri Allah'ın yarttığı beyni; Cardfiyoloji Allah'ın yarattığı kalbi; astronomi Allah'ın yarattığı gök küreyi inceler. Bu kadar uzay bilim insanına rağmen gök küre tam oılarak anlaşılamamıştır. Anlaşılamaması bu kadar zor iken, ya yapılması ne kadar zordur!! Bulutsuz bir yaz gecesi 5 dakika göğe bak da ondan sonra karar verelim.
EVRENİN BÜYÜKLÜĞÜ
Gök Kürede ne kadar yıldız vardır: Çok fazla. Aşağıdaki videoda 3 gökbilimci bu konuyu konuşuyorlar. Gökbiliminde mesafeler (uzaklıklar) ışık yılı ile anlatılır.

Gece gök yüzünden küçük bir kesit
Küçük bir görüntüde bu kadar yıldız var. Gök bilimciler böyle küçük bir alandaki yıldız ve galaksileri sayıyorlar.. Oradan da Evrende ne kadar yıldız olabilir" diye bir hesap çıkarıyorlar. Doğaldır ki,astronomide her şey tahminden ibarettir. Aşağıdaki videoda 3 bilim insanı Evrenin büyüklüğünü anlatıyorlar.
https://www.facebook.com/watch/?v=672248442234909, https://www.facebook.com/share/v/14akzdx4v3H/.
İşik yılı nedir: Elektrik gibi ışık da saniyede 300.000 km hızla yayılır. Örneğin Işık Güneşten 8 dakikada dünyamıza gelir. Bir ışık yılı, ışığın 1 yılda aldığı uzaklaıktır. Şöyle ki: 3600*24*30*12 X 300.000 km= 1020 km ışığın 1 yılda aldığı uzaklıktır. Bize milyarlarca ışık yılı uzakta bulunan gökcisimleri vardır. Veya şöyle diyelim: Milyarlarca sene geçtiği halde ışığı bize gelemeyen galaksi veya yıldızlar vardır. Bimbanga (Büyük Patlama) kuramına göre bu büyüklük sıfır zamandan 3 dakikaya kadar -başka bir deyişle- yaratılışın ilk 3 dakikasında oluyor.
Nevton, gök cisimlerinin uzay boşluğunda Allahu Teala'nın koyduğu formülü (matematiği, kuralı) buldu. O kural, Evrenin yaratıldığı 13,8 milyar yıl önce de vardı. Gökteki yıdızlardan her biri, bir itim ve çekim kuvveti (santrifüj ve gravitasyon) sayesinde yerinde durur.Önemli olan Bu kadar yıldız ve galaksi (yıldızlar topluluğu) nda bu itim ve çekim kuvveti nasıl oluştu ve sürdürülüyor? nasıl ortaya çıktı ve devam ediyor.Yani bu evrensel çekim kuvveti nedir? Bu konu hakkında hiç bir bilim insanı bir şey söyleyemiyor. Yukarıdaki videoda ilgili bilim adamları - anlayıp taşıyabildiğim kadarıyla şunu söylüyorlar:
. "Çekilen bu görüntüde 2-3 tane yıldız var. Kalan hepsi galaksidir. Yani bir nokta gibi gördüklerimiz, yıldız değil. Galaksileri bir nokta olarak görüyoruz. Halbuki bunların hepsi galaksidir. Görüntünün incelenmesi ile Evrende 1,76 trilyon galaksi olduğunun hesabı yapılıyor. civarında olduğu düşünülüyor. Yani Evren'de 2 trilyon galaksi var.
Bizim Samanyolu galaksisinde 400 milyar yıldız var. Bizm galaksi biraz büyük. Ortalaama her galakside 100 milyar yıldız var. Şimdi 2 trilyon galaksiyi 100 milyarla çarparsak. Onu da 50 ile çarparsak evrendeki yildızların sayısı çıkar. Ne yapar: 2 trilyon X (çarpı)100 milyar X 50= 1036 . Açıklamalı olarak yazdım. Doğru bilgi, hocanın ağızından çıkanlardır. Saham olmadığı için çok uğraştım. Hata yapmış olabilirim.
Evrende (Kainatta) milyar tane, milyar tane. milyar tane. milyar tane yıldız vardır. Bana göre 7 bölge (7galaksi) var. Bölgelerdeki insan sayısını Galaksideki yıldız sayısına benzetebiliriz. Videodaki hocaya göre şöyle de analaşılabilir:
"Dünyadaki deniz kenarlarındaki tüm kum tanelerini teker teker sayacaksın. 50 ile çarpacaksın. Doğru sayıyı bulursun".
EVRENİN GENİŞLEMESİ: (Göğü kendi gücümüzle ve kudretimizle yaptık. Onu genişleteniz ve genişletiyoruz
وَالسَّمَٓاءَ بَنَيْنَاهَا بِاَيْدٍ وَاِنَّا لَمُوسِعُونَ Zariyat 47). Kuran'da gök sözcüğü hem tekil hemde çoğul olarak kullanılır. Prof Dr George Gamov'un kitabından aldığım aşağıdaki balon resmine göre Evren sürekli genişlemiş ve genişlemesi devam ediyor. Yani Güneş sistemimiz içinde bir genişleme yoktur. Güneş sistemi ile varsa başka güneş sistemleri arasında veya galaksiler arasında genişleme oluyor.
Peygamber 1450 yıl önce söylemişti. Prof dr G. Gamov da şeklini çizdi. Haberi olmadan bu kadar tevafuk (uygunluk) hiç görmedim. Başka hiç bir kanıt olmazsa bile bu ayetİ celile Kuran'ın Allah'ın kitabı olduğunu ispata (kanıtlamaya) yeter. İslam Peygamberi SAS zamanında Arabistan'da edebiyyattan başka bilim diye hiç bir şey yoktu. Sıfır idi.

Bilimin Uzak Sınırları SH: 227, Ankara Milli Kütüphane
![]()
Nevton 1663- 1727 İngiltere
https://www.facebook.com/share/v/14akzdx4v3H
Tıpkı milyarlarca gök cisimlerinin boşlukta birbirine çarpmadan hareket etmeleri. Lisede öğretmen iken öğrencilere bunu sorduğumda çocuklar:
"Nevton Yasası hocam. Nevton. Nevton" derlerdi. Derdim ki:
"Nevton 1650-1700 yıllarında yaşadı. Bu tarihten sonrasını -haşa- Nevton sağladı. Yönetti. Nevton'dan önce kim sağlıyordu?".
Aslında felsefe dersinde pozitivizmin tartışılması lazım. Pozitivizm diye çok büyük bir morfin verildi. Ne olacak bilmiyorum. Çocuklara bilimin felsefesi yaptırılmalı. Lise son felsefe kitabını inceledim. İslam felsefesi ve islam filosoflarından hiç bahsedilmiyor. Felsefenin amacı doğru düşünmeyi öğretmek değil midir? Sonra bilimin felsefesi çok zevklidir.
.Allah'ın hikmetine dair iki örnek vereceğim.

Sol elimin içinde Kuran dili arapçada 81. Sağ elimde 18 rakamı çizilmiştir. Bu görüntüyü hazırlayan ve kafası çalışan kişi -iyi okunsun ve analaşılsın diye- kalemle çizmiş. Üstteki resimde ise aynı rakamlar doğal şekliyle gösterilmiştir. Kuran okumaya yeni başlamış her kes kendi elinde -Bana göre Allahu Teala'nın
Prof Dr Kerem Cankocak
imzası anlamında- 99 isminin rakamları yazılıdır. Kerem Cankoçak

ve Celal Şengör gibi tüm ateistlerin elinde de vardır.
2- Köyde bir komşu atölyesinde çalışırken sol elinin başa parmağını yaraladı. Baş parmağınını sinir teli kesildiğinden baş parmağını oynatamıyordu. 
İyi bir beyin cerrahi geldi Rize hastanesine. Beyinde kablolarınan iki kol, iki ayak başta olmak üzere beyinden tüm organlara iletişimi sağlayan bu sinir tellerini elekrtik kablolarına benzetirler. Beyin göndermek istediği emri baş parmağa ulaştıramadığı için, komşu baş parmağını hareket ettiremiyordu.
Yüce Rabbimiz bu engelin çözümü için hepimizin işaret parmağına yedek bir elektrik kablosu yerleştirmiş. Ameliyat doktoru o elektrik kablosunun bir ucuna asılıyor ve o elktrik kablosunu çekip çıkarıyor. Baş parmağa takarak baş parmağı canlandıdı. Artık baş parmak hareket etmeye başladı. Bu ne mükemmel (eksiksiz) bir sistem. Rabbimiz Allah en ince ayrıntılara kadar her şeyi -sözcük aklıma yatmadı amma, bağışlayın- evreni ve insanı yaratmadan önce öngörmüş. Elhemdulillah. .
Ateistleri şunu da bilmesi gerekir ki: beyin hücrelerinin besleenmesi için her bir hücreye ayrı bir damarla -ayrı bir yolla-beslenmesi gerekir. Kan yediğimiz yemeklerden aldığı glikozu nörön ve glial hücrelere taşır. Bilindiği üzere glikoz sinir sisteminin yakıtıdır. Bu yakıt gelemezse nörönla ölür.
Kuran sonuca işaret (değinim) yapar. Konunun açıklamasını zamanın bilim insanlarının bulmasına bırakır. Çünkü Kuran 600 sayfalık bir kitaptır. Bir çok şey O'nda yoktur. Dindar insanların evrim teorisine bu kadar karşı çıkmalarının nedeni, Darvin'i ateizme araç yapmalarından dolayıdır.
Zaman ve mekan yönünden itirazlar: Ateist felsefeci george Politxer "FELSEFENİN TEMEL İLKELERİNDE" şöyle der:
"Zamanın dışında var olan, yani hiç bir zaman var olmayan; mekanın (konumun) dışında var olan; yani hiç bir yerde var olmayan bir tanrıya inanmak için bilimsel hiç bir kanıtı kabul etmemek gherekir. Yaratılışı kabul etmek için evrenin yoktan var olduğunu doğrulamak gerekir. Halbuki hiç bir şey vardan yok, yoktan var olmaz" der. Yani diyoruz ya: "Allah zaaman ve mekana bağımlı değildir.". Buna itiraz ediyor ve kendisini BİLİMDEN YANA kabul ediyor. Ona İsmail Baha sürerkan'ın acemaşıran makamındaki bir şarkısını hataaırlatırım. ".... Geçti o günler ..". Ayrıca Hicaz mekemındaki bir şarkının sözlerini hatırlatırım:
"Sen kendine kendin gibi bir taze bahar bul".
Bulabilirsen tabii ey fizik hocası prof dr Kerem koçak ve jeoloji hocası Prof Dr Celal Şengör. Sizler Büyük Patlama teorisinden haberiniz mi yok! Bu ünitedeki Kuran Ve Bilim Konusunda geçtiği üzere:
"-Başlangıçta zaman yoktu. Madde yoktu. Uzay yoktu. 13,8 milyar yıl önce aklın alamayacağı bir tarzda bir noktadan ..... yaratıldı" şeklinde devam ediyor. Ve bu bir teori değildir. Hemen hemen bütün bilim insanları tarafından kabul edilmektedir. O sıfır noktasından başlayan Gök Kürede içinde trilyonlarca gök cismi var. Dünyadaki tüm denizlerin kıyısındaki kum tanelerinın sayılmasıyla oluşacak rakamın 50 katı kadar gök cismi var Evren'de. Bunlar mutasyonlarla kendi kendine oluşmuştur" deniliyor. Kendi kendine nasıl olacak? Kolay bir şey değil ki mutasyonlarla olsun.
1980 yıllarında Büyük Patlama Teorisini duymuştum. Ankara Üniversitesi Fen Fakültesine gittim. Orada hocalar beni prf dr İlhami Yavuz'a yönlendirdiler beni. Konuyu sorunca bana dedi ki:
"Şimdi günümüz İlgili bilim adamlarının hemen hemen tamamı BÜYÜK PATLAMA TEORİSİNİ kabul etmeketedirler". O gün bugünbu teorinin hala alternafisi çıkmadı.
Bir cama taş atarak dikdörtgen, daire,, kare veya eşkenar dörtgen şeklinde bir delik açılabilir mi? Yok efendim bin atışla olmadı. 1 milyar atarsam olur. Yine olmaz. sayıyı artırmakla daha çok cam kırarsın. Ama bir cam ustası camda hiç zayıat vermeden yandaki şekillerden her biri şeklinde pencere camında delik açar. Bilgisi ve ustalığı yoksa bu delikleri kesemez. Demek ki önce bilgi, sonra sonra güç gerekli.
materyalizme göre: "Var olan sadece maddedir. Maddenin dışında kalan her şey uydurmadır, kanıtsızdır, asılsızdır". Acaba öyle mi? Bilim Ve Felsefe Ünitesinin ilk konusu "Materyalizmin bilim ve Felsefede İflası" konusunun okunmasını öneririz. 40-50 yıl önce hazırlamıştık. Geçen yıl güncelledim. Kimyacılara da gösterdim. Doğruluğu aynen devam ediyor. Özeti şudur:
Atomun çapı 10 üzeri eksi sekiz cm dir. Çekirdeğin çapı 10 üzeri eksi 13 cm dir. Atomda madde çekirdekte toplanmıştır. Elektronla çekirdek arasındaki boşluğu yok saydığımızda, gerçek madde görünen maddeden 1015 defa küçülmüş olur. 8 milyar insandaki var olan madde bir nohut tanesi kadar değildir. Elektronun kütlesinin çok küçük olmasından, atomun bütün kütlesinin çekirdeğinde toplandığı kabul edilebilir. Halbuki bu çekirdek çok küçüktür. Çekirdekte madde aşırı yoğunlaşmış durumdadır. Örneğin Altın çekirdeğinin 1 cm3 'nün ağırlığı 130 milyon tondur ".
Fizik hocası kerem Cankoçak bir nohut tanesini 8 milyara bölsün de "kendisinin var olan sadece madde" sini bulsun. Konunun formülleri, hesaplamaları ve dipnotlarını görmek için 5-10 dakika ayırmak yeterlidir. BİLİM KURAN'IN LEHİNE GELİŞMEKTEDİR. AMA KAÇ KİŞİNİN HABERİ VAR? Ateist Bıgbangı okursa bütün savlarının boş olduğunu zaten görecektir.
Ben bu konuları araştırdım da anlaması gereken bazıları diyor ki:
"-Sen kafayı mı yedin! senin gibi bu boş şeylerle uğraşan başka biri acaba var mıdır?"
MATERYALİST (ATEİST)- MECAZENTEMSİLDE HATA OLMAZ DERLER AÇISINDAN- ÖKÜZ GİBİ BAKIYOR. YOKSA İNSAN OLARAK DEĞER VERİRİM. Kanıtları varsa burada yayımlarım.
Öğretmenliğe başlamadan önce Ankara Keçiören'de Dr Mehemet Afşin isminde ileri derecede mütefekkir (düşünür) bir hekime giderdim. Çok yerinde hedefe atış yapardı. Yukarıda anlattığım 2 örnekte olduğu gibi çok ikna edici inceliklerden söz ederdi. Birgün dedim ki:
"-Doktor Bey. Siz öyle diyorsunuz amma, matryalistler (ateistler) hala var.Bunu nasıl açıklarsınız?"
"Materyalist varlık alemine hayvanlar gibi baktığı için bir şey göremiyor. Hayvan ottan anlar. Önüne bir sepet altın koysanız altından bir şey anlamaz. Hatta ayağıyla bir tepne/kıç atarak kendinden uzaklaştırır. Ama bir yük ot koysanız. Onu yer. onu tanır. Halbuki ot dediğin neki!! Altından bir şey anlamaz, değerini bilmez. Materyalist de böyledir. Bütün doktorlar biraraya gelse kanadı kopan bir sineğin kanadını takamazlar. Bir ot, bir yaprak icat edemezler. Her şey bir mucizedir. Fakat anlamak ve görmek istemiyorlar" demişti. Çok doğru.
PEKİ HER ŞEYİ ALLAH YARATTI. YA ALLAH'I KİM?
Şimdi sıra bu tarihi soruya geldi. Bir an için bu soruya cevap verilemediğini düşünelim: Yukarıdaki olaylar ve incelikler sonsuz bir bilgi ve güç gerektirmeden mi meydana geldi? Böyle bir şey mümkün mü? Dolayısıyla böyle bir soru hiç bir sorunu çözmeye yaramaz. Yani bir yaratıcı olmadan mı iki elimizdeki 81+18 = 99 rakamlarını açıkla bakalım. İşaret parmağımızdaki yedek elektrik kablosu sonsuz bir bilgi ve güç olmadan mı orada yerini aldı. Yani teselsül nedeniyle derseniz ki "Allah yoktur" bu sayfayı baştan itibaren bir daha okuyun" derim. Sen okudun amma, bir şey anlayamamışsın.
OLMUŞ BİR HİKAYE
Bir tane ateist muhtemelen miladı 750-800 yllarında Bağdat'ta Allah'n varlığını tartışacağı her hangi bir kişi arar. Her tarafa haber salınır. Ve ona denir ki:
"- Sen önce bilgin bir çocuk var. Onla önce bir tartış. Yetersiz kalırsa başka buluruz.".
Tartışmanın yeri ve zamanı kararlaştırılır. Halk toplanır. Ateist geldiği halde tatışacağı bilgin çocuk gelmez. Her kes darlanır. 2-3 saat gecikir. Geldiğinde ateist der ki:
"- Korktun değil mi? Benimle tartışmak öyle kolay bir iş değildir. Çok kişiler bana yenilmişlerdir". Bunun üzerine bilgin çocuk der ki:
"Hayır ondan değil. Yağmur yağdıi. Dere çok geldi. Üzerindeki köprüyü aldı götürdü. Ben de ordaki büyük ağaçları bir kayık olmasını bekledim. Ordaki ağaçlardan bir kayık oluşunca, kayıklan köprüyü geçtim. Ancak şimdi gelebildim. Gecikmem ondandır" Bunun üzerine ateist der ki:
"Be aptal çocuk. Hiç mümkün müdür ki o ağaçlar kendiliğinden kayık olsun?"
"- Asıl apatal sensin. O ağaçlardan kendiliğinden bir kayık olabileceğini kabul etmiyorsun da, bu evren ve içindekilerinin kendiliğinden meydana gelebileceğini nasıl kabul edersin? Kendiliğinden bir kayık olmuyor da kos koca kainatın kendiliğinden uzun bir zaman içinde meydana geldiğini kabul etmende mantık var mı?". Deyince ateist baktı ki izleyicilerden bana hak veren yok. Kimsenin yüzüne bakmadan terk edip gitti.
Rivayete göre o bilge çocuk büyüyünce İmam-ı Azam oldu.
"
b